145 yıllık tarih kül oldu! Galata Köprüsü’nün sonu böyle mi olacaktı? İstanbul’un 1500 yaşındaki hayali

145 yillik tarih kul oldu galata koprusunun sonu boyle mi olacakti istanbulun 1500 yasindaki XGxcMrHu
145 yıllık tarih kül oldu! Galata Köprüsü’nün sonu böyle mi olacaktı? İstanbul’un 1500 yaşındaki hayali

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 6’ncı yüzyılda İstanbul’da hüküm süren kadim bir imparatorluk, Fatih Sultan Mehmet tarafından şehir fethedilene kadar dünyanın en güçlülerinden biri olmayı başarmıştı. O imparatorluğun en önemli hükümdarlarından biri olan Ayasofya’nın yaptırılmasını emreden ve dünyanın en büyük ibadethanesini tarihi yarımadaya diken I. Juntinianus, pek çok eserin de yapılmasını sağlamıştı. Onlar arasındaki bir köprü de haliç üzerindeki ilk köprüydü. Bugün Eminönü ve Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata Köprüsü’nün o dönemde adı ‘Aghios Khalinikos Köprüsü’ydü. Yeri tam olarak bilinmese de 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olduğu tahmin ediliyordu. Fatih İstanbul’u fethettiğinde o da halici geçmek için bir köprü yaptırmış ve bunun için demir halkalarla birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev fıçılar kullanılmıştı. Ayvansaray-Kasımpaşa arasındaki bu köprü aslında orduların kullanımı için inşa edilmişti ve mobil bir köprüydü. Elbette İstanbul’a daha heybetlisi yakışırdı. 1502-1503 yıllarında bölgeye ilk kalıcı köprüyü yapma planları konuşulurken Galata’yı sular altında bırakacak ‘Küçük Kıyamet’e, 1509 depremine de en fazla 7 yıl kalmıştı. Fatih bu hayalini gerçekleştiremeyecek olsa da Sultan II. Bayezid Haliç’i süsleyecek bu köprü için Leonardo da Vinci’den bir tasarım yapmasını istemişti. Ancak da Vinci tarafından sunulan teklif Sultan’ı memnun etmeyince bu hayal asırlar sonrasına kadar rafa kaldırılacaktı. Yeniden hayal kurulup inşa edildiğinde ise korkunç bir felaket Haliç’in kemerindeydi!

LEONARDO DA VİNCİ’NİN PROJESİ İMKÂNSIZDI!

İstanbul dünyada eşi ya da benzeri olmayan bir şehirdi. Her anlamda bu güzel topraklar başlı başına bir hazineydi. İki yakayı birbirine bağlayan köprü yakın geçmişte yapıldıysa da İstanbul’a hükmeden liderlerin hayali hep ‘Altın Boynuz’a, Haliç’e bir köprü yapmak olmuştu. İlk olarak Bizans imparatoru I. Justinianus 500’lü yıllarda bu hayalini gerçekleştirmiş ve bir taş köprüyle Haliç’i süslemişti. Tabii İstanbul, depremlerin yakasını bir türlü bırakmadığı bir şehirdi. Pek çok zaman inşa edilen yapılar bir sonraki depremde yıkılacak ya da hasar alacaktı. Bizans imparatorunun taş köprüsü de bunun kurbanı olmuştu. Asırlar sonra İstanbul, Osmanlı’nın başkenti olduğunda günümüze kadar ulaşan köprü hayali sık sık gündeme gelmişti. Pek çok padişah Haliç’in iki yakasını bağlayacak o köprünün hayalini kurar olmuştu. İlk olarak da İstanbul’u Osmanlı yurdu yapan Fatih Sultan Mehmet bir köprü inşa ettirmişti. Ancak bu son derece basit, mobil ve pek de uzun ömürlü bir köprü değildi. Kendisinden sonra tahta geçen II. Bayezid de, babasıyla aynı rüyayı görüyordu. Haliç’e bir köprü inşa edilmeliydi. Hem de İstanbul’a yakışacak heybette! Bunun için dünyaca ünlü mimar Leonardo da Vinci’den bir proje yapması istenmiş ve mimar, padişaha bir Haliç Köprüsü tasarımı sunmuştu. Altın Boynuz için hazırlanan köprü tek açıklıklı 240 metre uzunluğunda ve 24 metre genişliğinde tasarlanmıştı. Depremlerle sık sık yüzleşen İstanbul için bunun fazla cesurca bir tasarım olması padişahın da projeyi reddine sebep olmuştu. Yapılmış olsaydı dünyadaki en uzun köprü olma unvanını bir süreliğine alacaktı. İtalyan sanatçısı Mikelanj da İstanbul’a köprü yapmak için davet edilmiş ancak kendisi bu teklifi geri çevirmişti.

Yakın bir gelecekte efsane bir mimarın dokunuşları tüm dünyayı saracaktı. Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde henüz iki yakası bir köprüyle birleşmemiş olan Haliç’e bir köprü yapamaz mıydı? Belki bunu çok isterdi ama ona bu hiç teklif edilmemiş, Sinan da bunun için hiç proje üretmemişti. O da ahirete göçünce, Altın Boynuz’u geçecek bir köprü yapma düşüncesi 19. yüzyıla kadar rafa kaldırıldı.

KÖPRÜ YANIYOR! TAMİR EDİLEMEYECEK HASARLAR ALDI! 140 YILDIR GÜVERCİNLERE YUVA

Sonunda Haliç bir köprüye kavuşacaktı. Da Vinci’nin tasarımının üzerinden 350 yıl geçtikten sonra ilk modern Galata köprüsü, 1845 yılında Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmıştı. Haliç’teki diğer köprülere oranla uzun yıllar, 18 yıl kullanıldı. Köprüye Cisr-i Cedid,Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü ve bugün hala yüzlerce güvercine ev sahipliği yaptığından Güvercinli Köprü  isimleri takılmıştı. Köprünün Karaköy girişinde Sultan Abdülmecid Han tarafından inşa ettirildiğini belirten ve Şinasi tarafından yazılan bir beyit vardı. Köprünün üzerinden ilk geçen de Sultan olmuştu. Altından geçen ilk gemi ise Fransız kaptan Magnan’ın kullandığı Cygne gemisi oldu. İlk üç gün köprü geçişi ücretsiz yapılsa da 25 Ekim 1845’te Denizcilik Bakanlığı tarafından toplanan ve mürüriye ismi verilen ücret uygulanmaya başlandı. Ancak bu köprü de tarihe karışacak ve üzerine 3 köprü daha inşa edilecekti. İkincisi Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılacak, üçüncüsü  İngiliz firması G. Wells’e yaptırılacaktı. Bu köprü 1912 yılına kadar kullanılmış ve sonra Haliç’in daha yukarılarına çekilmişti.

1912’de ise 1992’de yanana kadar hizmet verecek olan Tarihi Galata Köprüsü Almanlar tarafından inşa edilmişti. Neden yandığı hala tam olarak açıklığa kavuşturulamasa da 16 Mayıs 1992 günü İstanbulluları 2 yıldan uzun sürecek bir çile, köprünün alevlerinde kendini göstermişti. Galata Köprüsü, altındaki bir lokantada başlayan yangınla gözler önünde parçalanıyordu. Köprü kullanılamaz hale gelmişti. Uzmanlar 3 saatte söndürülen yangından sonra köprüyü incelediklerinde ‘geri dönülemez hasarlar’ aldığını söylemişti. Yeni bir köprü daha yapılmak zorundaydı! İstanbul 7, belki de 8’inci defa Galata Köprüsü’nden olmuştu. Bugün hala kullanılan Galata Köprüsü 1994’te tamamen hizmete açılmış ancak o güne kadar gemi kazaları veya inşaat şirketlerinin sözlerini tutmaması nedeniyle yapım süreci uzamıştı.

İSTANBUL’DA DÜZEN DEĞİŞİYOR! YANGINLA BAŞLADI ‘SON’ GELDİ

İstanbullular için en özel noktalardan biri olan ve koca şehrin trafiğinde kilit rol oynayan Galata Köprüsü, yangından birkaç ay sonra tamamen kullanıma açılabilirdi. Yani en azından yetkililerin açıklamaları bu yönde olmuştu. Ancak köprü bir türlü tamamlanamıyor yüklenici firma ve belediye tatmin edici açıklamalar yapamıyordu. Bir de bu esnada Pendik vapuru köprüye yaslanmış ve 4 şerit kullanılamaz hale gelmişti. Yol uzadıkça uzuyor, Galata Köprüsü’ne kavuşmak isteyen İstanbullular sabrını tüketiyordu. Tarihi köprünün parçaları ise birer birer sökülmüş ve Ayvansaray-Hasköy arasında çekilmişti. Uzun yıllar burada duran köprü parçaları su sirkülasyonunu engellediğinden tepki görüyordu. Zaten kirli olan ve kötü kokular yayan Haliç, sanki bir sona sürükleniyordu. Her şey bir lokanta yangınıyla başlamış, bitmeyen bir soruşturma ve inşaat sürecini beraberinde getirmişti. Projede sürekli revizeler gerektiğinden köprünün Yeni Cami ayağının yapımı hayli uzun sürmüştü. Yangından sonraki 2 sene içinde, birkaç ayda açılması beklenen yeni Galata Köprüsü ancak tamamlanmıştı.  Ne var ki köprü bundan sonra da sık sık yaşanan gemi kazalarına ev sahipliği yapacaktı. Bir yangınla koca 145 yıl kül olmuş, yeni köprü de modern yaşamın getirdiği darbelerden kaçamaz olmuştu.

Tarihi köprü yansa İstanbulluları trafikten kurtaracak güce hala sahipti. Halicin daha dar olan kuzeyinde çok sıkışan trafiğe alternatif bir rota olan bu parçalar uzun yıllar değerlendirilmişti. Tarihi Galata Köprüsü’nün parçalarının nerede olduğuna ilişkin bilinen son detaylar ise şöyle: Ayvansaray-Hasköy arasına çekildikten sonra tarihi köprü parçalara ayrıldı. 2021’de ise bir parçası Balat’ta bir köşede, diğerleri de Hasköy ve Tuzla tersanelerindeydi. Yangın 145 yılı, artık tamamen kül etmişti. 1500 yıllık hayal ise Eminönü ve Karaköy arasında hala yaşıyor.

yok

Author: Ahmet Şahin